|
| Tarihi & Doğal Güzellikler > Doğu ve Güney Doğu |
|
|
|
|
|
| İSHAK PAŞA SARAYI |
Van’a 180 km uzaklıkta, Doğubeyazıt’ın 5km doğusunda, bir dağın yamacındaki tepe üzerine kurulan Saray, Osmanlı İmpatorluğu’nun Lake Devri’ndeki son büyük anıt yapısı ,Sarayın Harem Dairesi tek kapı kitabesine göre yapılış tarihi Hicri 1199 yani Miladi 1784.
Mahsun güzel;İshak Paşa Sarayı herkesin hafızasında ucsuz bucaksız bozkırlara bakan sessiz, kimsesiz am heybetli görüntüsüyle yer etmiştir. Memleketin taa öteki ucunda, görülmesi gereken ama ıraklığı nedeniyle hep resimlerden yetinilen bir yerde oldu şu ana kadar.İshak Paşa Sarayı, aslında saraydan öte bir külliye. İstanbul Topkapı Sarayı’ndan sonra son devirde yapılmış sarayların en ünlüsü de denebilir.
|
|
|
|
| ANTİK KENT HASANKEYF |
Batman’ın 36km. güneydoğusunda Diclenin kenarında yer alan Hasankeyf Anadolu’nun Ortaçağ’a uzanan köprüsü durumunda.
Artuklar döneminde başkent olarak bilinen Hasankeyf Antik çağın ilk yerleşim alanlarından biri,kayaların uyularak konut haline getirdiği Hasankeyf adı Süryanice kaya anlamındaki KİFODAN geliyor.
Roma, Bizans, Sasani veArap egemenliğinde kalan Hasankeyf Hiristiyanlığın yayılmasında önemli rol oynamış bir kent.
Hasankeyf’in ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor.Asur ve Urartu dönemlerine kadar yaşayan bir geçmişin olduğu tahmin ediliyor.Kimi idialara göre ise dünyada Dünya’da onbin yıl önce kurulmuş ilk yerleşim birimi burası.Kentin önemli geçiş yolları üzerinde olduğu imparatoluklar arasında sık sık çekişmelere yol açtığı biliniyor.
Yüksek kayaların tepesinde çoğunlukla mağara evlerden oluşan Hasankeyf’in dışarıda gelecek saldırılara karşı korunma gücü yüksek.Hasankeyf’te Helenistik dönemine ait 5000 mağara bulunuyor.Güneydoğu’nun Efesi olarak nitenelen Hasankeyf bir kültürel geçidine sahne olan, yörede Hıristiyan ve İslam mimarisinin örneklerini görmek mümkün.
Hasankeyf bu gün, çeşitli dönemlere ait narin minareler köprünün hayranlık uyandıran dev kalıntıları, soğan kubbeli türbelerin Anadolu’daki tek örneği olan ZEYNEL ABİDİN BEY TÜRBESİ ve zaviye turizmin ender örneklerinden S.ABDULLAH ZAVİYESİ kayalara koyulan binlerce ev, dükkan,kilise ve İBNİ ŞADDAT’a göre bir zamanlar sayıları 7 iken bu gün yalnız 3’ü korunabilen ilginç hayvan oymalarıyla zenginleştirilmiş anıt kapılar ve muhteşem manzaralı Artuklu Akropolüne ev sahipliği yapıyor.
|
|
|
|
| AHLAT-SELÇUKLU MEZARLIĞI |
Nemrut ve Süphan dağları arasında gölde güzel plajları olan bir ilçe Ahlat.Hurrilere kadar uzanan bir geçmişi .Ahlat’ın “Ahlat başlı başına bir açık hava müzesi “her adım başı tarihi bir eserle karşılaşabiliyorsunuz.Ahlat’ın kendine özgü koyu kahverengi taşı yörenin bütün eserlerinin de yapı taşı olmuş.
Orhun Yazıtlarının Ahlat’a İslami uygulaması var.210.000m.Karelik alanda XII.-XVI. Tarihli mezarlar bulunuyor.Bunun dışında kale Erkizan Kale, Harabeşehir, kayı, kırklar, tahtı Süleyman mevkilerinde eski mezarlar bulunmaktadır.
Kümbetler, alt katlarında mezar, üst katlarında dua odası olan, çadır tarzında yapılmış, Ahlat taşlarında oluşturulan Selçuklu eserleridir.
Hasan Padişah, Bayındır, şeyh Necmettin, Herzen Hatun, Çifte Kümbet, Şirin Hatun, Usta şagirt, Abdurrahman Gazi ve bir çok ayrı ayrı Anonim Kümbet görülmeye değer yapılardır.
|
|
|
|
| NEMRUT KRATER GÖLÜ |
İlk olarak 4.zamanda ve son olarak da 1440yılında püsküren yanardağın soğumasından sonra oluşan Nemrut krater gölü bir dünya harikasıdır.
Tatvan’dan karayoluyla Nemrut’un zirvesine çıkıldığında,bir tarafta Van Gölünün uçsuz bucaksız görüntüsü,diğer tarafta ise 13.km genişliğindeki Nemrut krater gölüyle karşılaşılır.Biri büyük öteki küçük iki gölden oluşun,yer yer sıcak suların kaynadığı ve bahar sızıntılarının gözlendiği adede 68 adet volkanik çıkış merkezi tespit edilmiştir.Türkiye’nin en büyük krater gölü olan Nemrut;efsanesi,volkanik yapısı.buhar tedavisi ve muhteşem görüntüsüyle 3050m.yükseklikte keşfedilmeyi beklemektedir.
Tatvan’a kuzey doğu istikametinde 13km.mesafede IV.jeolojik zamana ait Nemrut Dağının zirvesinde dünyanın ikinci büyük kaldırası oluşmuştur.Bu krater çanağından irili ufaklı 5 adet göl vardır.1441 yılında son defa lavlarını püskürten Nemrut’un en yüksek noktası 3050 metredir.Gelin sizi bu tabiat haritası yörede yumuşak adımlarla gezdirelim.
Tatvan’da .Çekmece ( Şamiran köyü )yolu ile Nemrut’a varılıyor.Yol genelde yorucu değil zirveden aşağıya inmeye başladığınızdan itibaren sağlı sollu simsiyah lav kayalıkları sizleri ürkütmesin.İlk tepeyi aştığınızda evvela küçük göl karşılayacak sizi, içinde sıcak su kaynaklarının bulunduğu.bu gölün suyu zaman zaman 60 dereceyi buluyor.
Tatvan’da göl seviyesinin bulunduğu alan toplam olarak 35km.’dir.
Büyük göl aynı zamanda ülkemizin en derin gölüdür.
|
|
|
|
| ŞANLI URFA – HARRAN – BALIKLI GÖL |
Mimarisi Harran’ı Ceylan Pınarı , Balıklı Göl’ü Peygamberler kenti olması ile zengin bir kültür mirasına ve doğaya sahip Urfa gerçekten dünya’da bu kadar çok peygamberin gelip geçtiği çok az şehir vardır.Hz.Eyyüp , Hz.İbrahim , Hz.Musa,Hz.Yakup Peygamberler yalnızca bilinenleri Urfa dinler kenti olmadan önceki dönemlerde de büyük imparatorluklara merkezlik etmiş bir şehir.Urfa’da gezmeye çıkılıcak ilk yer Urfa çarşısıdır.Bu çarşı da Osmanlı döneminden kalma çok sayıda han var.Burada bir anda kendinizi 16.Yüzyılda hissedebilirsiniz.
Çarşıdan sonraki hedef Balıklı Göl dür. Balıklı göl’e gelmeden cami içinde gerçekten Hz.İbrahim’in ( A.S ) içinde saklandığı mağarayı görün.Balıklı göle ulaştığınızda bu kez Peygamberin mubarek balıklarına doyasıyla bakın.Balıklı Gölün öyküsünü gölün hemen yanındaki türbenin üzerindeki tabeladan okuyabilirsiniz.Buradaki balıklarda kutsal ve şifalı sayılıyor.
Urfa dışına çıktığınız zaman ilk akla gelen yer Harrandır.Harran Urfa’ya 44 km.uzaklıkta Suriye sınırında ki Akçakale yolu üzerindedir.
Harran Kümbeti veya külahı andıran eski evlerin tamamı 1950’de sit alanı içine alınmış Harran evlerinden hangisinin en eski olduğu’na anlamak ise mümkün değildir.Harranın geçmişi 5000 yıl önceye uzanıyor.İlk İslam Üniversitesi burada kurulmuş ama kent İslam öncesinde de ünlüymüş.Adem ile Havva cennetten kovunca dünya’ya burada ayak basmışlar
Toprak ilk kez burada sabanla sürülmüş.Öküzün boyunduruğa vurulup çift sürmesi de ilk kez burada gerçekleşmiş.Sin Tapınağı , Ulu Camii , Harran Kalesi , Şeyh Yahya El Harrani Türbesi , eski mezarlık gezip görülecek yerler.
Urfa’ya gelmişken o muhteşem Atatürk Barajını da görmeden ayrılmayın.
|
|
|
|
| ERZURUM ÇİFTE MİNARE |
Erzurum’da M.Ö 2000 yıllarında Hititler,sonra sırasıyla Urartular , Persler , İskender ve Roma egemenlik sürmüş.Bizans’tan Arapların eline geçmiş 1080’de Selçuklular almış.Osmanlı topraklarına katılışı ise 1517’de olmuş
Tarihi yapıların çoğu Cumhuriyet caddesi çevresinde yoğunlaşmış.Ulu camii , Cimcime Sultan Türbesi ilen meşhur olan Çifte Minareli Medrese en önemli yerlerden caddenin üzerindeki diğer bir medresede Yakutiye Medresesidir.
Çifte Minareli Medrese 13.Yüzyılın sonlarında İlhanlılar tarafından minareli eğitim kurumu,Anadolu’nun en büyük medresesidir.
Erzurum aynı zamanda bir kümbetler şehri,Karanlık kümbet ,Gümüşlü kümbet , Ane Hatun kümbeti , Mahmur Paşa kümbeti.
Erzurum bir kış kenti,amansız yaman ayazın adam boyunu bulup yada yaza kadar kalkmayan karların kenti.Palandöken dağları öteden beri kayak merkezi olarak kullanılıyor.
|
|
|
|
| MARDİN |
Taşın insan yaşamındaki yerini , insan emeğinin taşı nasıl şekillendirdiğini görmek için dinlerin,mezheplerin harman olduğu Mardin’e gitmeli.İster Diyarbakır üzerinden ister Urfa üzerinden Mardin’e daha doğrusu şehrin eski merkezine yaklaştıkça göreceksiniz ki seyretmekte olduğunuz yolda giderek size yaklaşan heybetli bir kalenin üzerine oturtulmuş evler sizi karşılayıp şehrin içine çekecektir.Mardin,Hurilerden beri bir yerleşim birimi olarak biliniyor.12 Yüzyılın başlarında kurula şehir, Artuklular döneminde önem kazandı.Artukluları izleyen Akkoyunlular döneminde de parlak bir dönem yaşayan Mardin,bu dönemde kendine özgü bir konut mimarisi geliştirdi.Mardin evleri,bölgede ki özel taşların işlenmesi ile süslenmiş.Mardin gerçek anlamda bir müze şehridir.Bir kalenin üzerine oturtulmuş olan şehir eski ve yeni olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Kısacası Mardin ve çevresini hakkıyla gezebilmek için en az iki gün ayrılmalı.
|
|
|
|
| DEYRUL ZAFARAN MANASTIRI |
Hristiyan dininin Katolikleri için Vatikan ne ise ,Süryaniler içinde aynı olan,kısa bir süre öncesine kadar Dünya Süryanilerinin merkezi olan Deyrulzefarani da mutlaka görmelisiniz.Manastır,1937 yılına kadar dünya Süryanilerin Merkeziydi. 493’te Süryani mimar kardeşler Teheodori ve Tehodari tarafından yaptırlıdı.Adını yörede yetişen zafaran çiçeğinin yapının harcında kullanılmasından alan Deyrulzfaran Manastırı,Süryani havarilerden Petrus adına dikilen taşından kaynaklanan bir kutsallık taşıdığı ve İsa’nın Petrus’a “Temel kaya sensin,senin üzerine kilisen inşa olacaktır” dediği için bu taşın dikildiği kilisenin de merkez olduğuna inanılmaktadır.Deyrulzafaran Manastırı 1937’de Süryani Patrikliğinin Suriye’ye taşımasına rağmen Süryanilerin Hac merkezi olarak kabul ediliyor.Bu nedenle de dünyanın her yanındaki Süryanilerce Deyrulzafaran çok sık ziyaret edilir.Manastırın içinde güneşe tapanların da tapınağı bulunuyor.
|
|
|
|
| DEYRULUMUR ( MOR GABRIEL ) MANASTIRI |
Midyat – İdil yolunun 18.km’ sinde bulunan manastır , M.S 397 tarihinde Savur’lu Mor Samuel ile Kartmin’li Mor Şemun tarafından yaptırılmıştır.Bünyesinde çok sayıda kilise vardır.Halen canlılığını korumakta ve ziyaret edilmektedir.
|
|
|
|
| ADIYAMAN – NEMRUT ( DÜNYA’NIN 7.HARİKASI ) |
Nemrut’a gitmek istiyorsanız Kahta üzerinde gitmekte fayda vardır.Adıyaman’a toplam uzaklık 105 km.
Kral Antiochos’a ait tümülüs ve dev heykeller ,Eski kale , Karakuştepe , Cendere Köprüsü ve Yeni Kale’yi kapsayan 13.850 hektarlık olan milli park ilan edilmiş.
Nemrut Dağı doruklarındaki kalıntılar bu krallığın kutsal alanından kalanlardan oluşuyor.Gövdeler 10 metre kadar yükseklikte ve koltukta oturuyorlar.Soldan sağa doğru Apollan , Mithra , Helios , Hermes , Kommagene’nin bereket tanrıçası , Tyche – Fortuna , baş tanrı Zeus , Oromasdes , Kral Antiokhos , Herakles , Ares heykelleri bulunur.
|
|
|
|
| KARS ANİ HARABELERİ |
Tarihi Ani Kenti , Karsın 48 km. doğusunda bulunur.Kentin doğusunda Türk Ermenistan sınır çizgisini doğal olarak oluşturan Arpaçay Vadisi , batısında ise Alaçay Vadisi bulunur.Bu vadiler arasında güneyden kuzeye doğru genişleyip,yükselen platform üzerinde çeşitli kültür tabakalarının yer aldığı ,stratejik konuma sahip Ani’nin en parlak devirleri M.S 10.11 yüzyıllar olmuştur.
Ani 1604 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından Bizanslılardan alınır ve Selçuklu soylarından olan Şeddat Oğulları’ndan Emir Menuçehr’e idari kontrol bırakılır.Emir Menuçehr’in yönetimindeki Ani Kenti yeniden inşa edilir.Kent sivil ve askeri yapılarla donatılır. 1877 – 1878 Osmanlı – Rus harbinden sonra Ani Rus kontrolüne girer.Bu dönemde Ani’de Arkeolojik araştırmalar Prof. Nikolai Marr tarafından 1892 yılında başlattılar ve Ani’nin yayınları yapılır.1965 yılında Prof. Kemal Balkan tarafından Ani’de araştırmalar yapılmıştır.Bu gün Ani’de kent surları , ortaçağ kiliseleri , Selçuk mimarisi eserleri görülebilir.
|
|
|
|
| AĞRI DAĞI |
B.Ağrı ( eski adı Ararat ) bozaltik ( koyu renkli sert lav ) ve andezitik ( koyu renkli yanardağ kütlesi ) türden bir dağdır.İl topraklarının yaklaşık %11 kaplayan bir alana oturmuştur.( 1.200 km kare )
Ağrının doruğu çok geniş bir alandan görülür.Van,Kars,Bitlis yörelerinde açık havalarda yüksek yerlerden bakıldığında bu görkemli dağ görülebilmektedir ve ayrıca uçakta seyahat ettiğinizde de rahatlıkla seyretme imkanı bulabilirsiniz.
Ağrı dağında karlar eridikten sonra binlerce çiçek açar.Ancak çeşitli renklerde olan bu çiçekler kokusuzdur.Ağrı dağı’nın eteklerinde inek vadisi denen yerde bir çok mağara oluşmuştur.Ağrı dağı 5.000 m. Yükseklikten doruğa kadar kükürtlü bir tabaka ile kaplıdır.Ağrı dağının taban çapı 30 km.yi aşar.Bu niteliğiyle çarpıcı bir görünüm kazanır.
KÜÇÜK AĞRI DAĞI
Bu gün büyük Ağrı’nın konisinin merkezinde belirgin bir dağdır.
|
|
|
|
| METEOR ÇUKURU ( GÖKTAŞI ÇUKURU) |
Doğu Beyazıt’ın 35 km. doğusunda İran sınırına 2 km. uzaklıkta Gür Bulak sınır kapısı ile Sarı Çavuş ( Gür Veren ) köyü arasındadır.
Dünyanın en geniş çukurlarındandır.( Alaska da kinden sonra ikinci ) bu çukuru 1913’te düşen bir göktaşı açmıştır.Genişliği 35 km. derinliği 60cm. dir .Toprağa gömülü göktaşının üzeri tabakasıyla örtülüdür.
|
|
|
|
| BİTLİS ( RAHVA ) EL AMAN KERVANSARAYI |
70 m. Genişliğinde,90m. Uzunluğunda bir alana oturan yapı 1502 yılında Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır.İki büyük ahır,büyük konaklama odaları , büyük geniş koridor ve mescit kervansarayın ana unsurlarıdır.
Bölgenin yoğun kış şartları düşünülerek, Bitlis’i – Tatvan’a bağlayan RAHVA ovasına kurulmuştur.Mükemmel bir merkezi ısıtma sistemine sahip olan kervansaray , ulaşım araçlarının değişim sebebiyle işlevini yitirmiştir.Kervansaray,kısmen yıkılmış durumdadır.
|
|
|
|
| ADİLCEVAZ KEF KALESİ |
Kef Kalesi:Van Gölünün kuzey batı kıyısında ki Adilcevaz’ın 5km kuzeyinde eski bir Urartu kentinde yer alan kaledir.550m yükseklikte sarp bir tepe üzerindedir.Limana bakan kulelerinde Osmanlı döneminde büyük şahika topları 76 adet bal yemez top,300 adet kar gir ev bulunduğu bilinmektedir.Volkanik bir tepe üzerine kurulmuş olan kalenin kapısının kuzey yönünde olduğu sanılmaktadır.
Van gölü kıyısında yer alan kale kesme taşlardan yapılmış , iç ve dış olmak üzere iki bölümden meydana gelmiştir.Bir demir kapısı olup birbirine geçme üç katlı kuvvetli bir yapıdadır.38 Kulesi olan ,kalenin içinde topraklarla örtülü daracık 70 ev , Süleyman Han Camii ,cephane mahzeni , buğday ambarları su sarnıçları , mehterhane kulesi , kale muhafızı dizdarının bir evi olduğu bilinmektedir.
|
|
|
|
| TENDÜREK DAĞI |
Van ilinin güneydoğusundaki bir başka volkanik koni de büyük ve derin krateri olan Tendürek Dağıdır.(33.542 m .) Çok yakın bir jeolojik zamanda sönmüş daha küçük kraterden zaman zaman su buharı ve sıcak gazlar çıkmaktadır.Bu da onun daha tümüyle sönmemiş ve “Solfater” aşamasında bir yanardağ olduğunu gösterir.
|
|
|
|
|